Kapat

Cahit Yavuz: “Koca Ülkede Tenis Organizasyonu Yapan Birkaç Kişiyiz!

Anasayfa
Tenis Haberleri Cahit Yavuz: “Koca Ülkede Tenis Organizasyonu Yapan Birkaç Kişiyiz!

Türkiye’de tenisin bilinen yüzlerinden biri olan Cahit Yavuz ile yaptığımız röportajda önemli noktalar su yüzüne çıktı.

Hem soru sorduğumuz hem de karşılıklı fikir alışverişinde bulunduğumuz röportaj, birçok noktaya açıklık getirdi. İşte Cahit Yavuz ile yaptığımız röportajın içeriği..

Soru: Türkiye’de henüz ATP 250 seviyesinde turnuvalar düzenleniyor. Bu turnuvaların 500 veya 1000 olabilmesi için sizce daha ne kadar gitmemiz gereken yol var? Bunu nasıl sağlayabiliriz?

Cahit Yavuz: “500’e geçmedik ama 500’lük gibi bir turnuva yaptık. 250’lik turnuvaya Raonic gibi Cilic gibi tenisçiler gelmez. Dünyanın en iyi tenisçileri geldi sonuçta. Önemli olan şu: Bu tür turnuvalar 100 yıl sonra bize geldi. Bu tür bir organizasyonu çok daha ciddiye alıp her yönüyle uluslararası alanda mükemmel bir şekilde yapmak gerekiyor. Maalesef son birkaç yıldır bu ciddiyeti gösteremedik. En son yapılan İstanbul’daki erkekler turnuvası da fiyasko gibi bir şeyle sonuçlandı. ATP gibi bu işe profesyonel bakan, kendi ürününü asla yere indirmeyen, yukarıda tutan kurumlar böyle bir konuyu affetmezler. Onlar da affetmediler. Bu ciddiyetsizlik devam ederse kadınları da kaybederiz. Çünkü bu tür konular dünyada çok yankı uyandırıyor. 2005 yılında köprü üzerinde yaptığımız etkinlikle bütün dünyanın ilgisini çekmiştik. Zaten İstanbul başlı başına bir marka olduğu için dünyanın en iyi tenisçileri geldi ve 8’li dediğimiz Championships burada yapıldı. Biz bir anda kendimizi dünyanın tenis merkezinin içinde bulduk. Ama sonra bunun kıymetini bilemedik. Bunları çok basite aldık. Burada yapılan çalışmaların ben bizzat içindeydim. Bunların alınmalarında bizzat benim etkim vardı. Çalıştığım için söylüyorum bunu. Bizzat imzalarını atan kişiyim.”

Soru: Ülke olarak nasıl bu organizasyonlarda nasıl ileri noktaya gidebiliriz?

Cahit Yavuz: “Spor organizasyonu yapan bir ülke miyiz biz? Bunlardan çok mu var? Koca ülkede birkaç kişiyiz. Neden birkaç kişiyiz çok kritik bir nokta. Tenis gibi bir organizasyondan, elit olması beklenen bir organizasyondan bahsediyoruz. Sadece misafirlerini ağırlamak bile bambaşka bir olaydır. Buna bu titizlikle davranmazsanız, yurt dışında bunları size veren kuruluşlar verdikleri lisansa layığı ile cevap veremediğiniz için sizden bunu alacaktır. Global sponsorlar bu durumdan hesap sorar. Seyirciyi tribüne getirebiliyor mu? Başarı elde edemezseniz organizasyonlar size gelmez. Ülkemizin her yıl süreli olarak ev sahipliği yaptığı en önemli organizasyondur tenis organizasyonları. Dünyanın çeşitli yerlerinden tenisçiler geldiği için her yerde yayınlanabilen bir yapısı var.

Biz Türkiye’de gerizekalı bir camia değiliz. Ben dünyayı gördüm. En iyi tenisçilerle yan yana oldum. Spor akademisi mezunuyum. Dünyada gördüğüm şeylerden bir tanesi şu: Biz bu insanları çok gözümüzde büyütüyoruz. Küçümsemiyorum, kesinlikle çok değerliler ama hata yapabiliyorlar. Dünyadaki tenis antrenörlerine baktığında, tamamen fabrikasyon tenis konusu var. Tenisçiler çok az drop atıyor çok az slice vuruluyor. Tenis patlama gücüyle oynanıyor. Anında 5 metreyi kat etmek zorundasınız. Bu yüz metreye bedel bir tahribat yaratıyor kasta. Fakat dünya tenisi sürekli dip çizgiden vurmaya çalıştığı için gelişmiyor. Bunu bozan Federer. Daha çok slice, drop çeşitlilik sağlıyor. Bu toplar atıldığında başarısızlık çok fazla. Fakat bu drop çalışma tekrarlanmalı. Böylelikle rakibinizin performansını tüketmiş oluyorsunuz. Her seferinde patlama gücüne ihtiyaç var. Önümüzdeki bu dönemde fabrikasyon tenis vuruşlarının alternatif vuruşlara döneceğini, daha eğlenceli olacağını düşünüyorum.”

Soru: Bir yazınızda Nadal’ın tenisi güç sporu olarak sanması en büyük yanılgısı demiştiniz. Bu ifadeyi biraz açabilir miyiz?

Cahit Yavuz: “Nadal bunu kendisi ifade ediyor. Diyor ki: “Servisle alınan puanlar benim için çok kıymetli değil.” Bu ne demek? Nadal daha bu sene servisini geliştirme kararı alıyor. Böyle bir düşüncede olmasaydı bundan 4 yıl önce bu kararı alırdı. Nadal’ın amcası Toni Nadal, Nadal’ı neden bıraktı? Onların arasında önemli bir problem var. Sanırım Avustralya Açık’ta Nadal’a, “Amcan neden bıraktı?” diye sordular. O da amcasının yorulduğunu söyledi. Yoran taraf Nadal mıydı? Nadal, ben yenildim diyor, bir sürü bahane söylüyor. Servisini daha yeni geliştiriyor. Bu yeniliklere karşı tutucu olduğunu zaten biliyoruz. Gücüyle yani kas gücüyle herkesi devirdiği için hiçbir sorun yaşamadı. Son 4 yılda sürekli sakatlıklarla uğraşıyor. Bir kısmında oynamıyor. Sezonu ilk 4’te bitiriyor. Nadal’ın zaten gücü var bunun için. Nadal’ın ancak gerçek gücü bu değil. Bundan sonra vuruş çeşitliliğine çalışır, bunu yaparsa başka bir Nadal gelir. Djokovic karsısında bunu yaşadı. Teknik vuruş ihtiyacı oldu. Aynı çeşitliliği aynı mücadeleyi yapan kişiler Djokovic ve Federer. Devamlı arayış içerisindeler. Topun hızına, vuruş çeşitliğine ayak uydurmaya çalışan Djokovic.”

Soru: Sizce Nadal, bu en üst noktaya gelebilir mi?

Cahit Yavuz: “Ben bununla ilgili yenilikler yapacağım diyor. Bu tabii benim gibi bir tenis sever için bulunmaz bir cümle. Benim anladığım gidip çalışacak. Bu şekilde Nadal’ı seyretmek gerçekten üzücü oldu. Finalin tadını veremedi. Nadal gibi bir tenisçiden en iyisini beklemek herkesin hakkı. Vuruş çeşitliliğine bu kadar çalışmamasının yansımasını gördü. Aslında servisiyle çok başarılı maçlar çıkardı. Keşke zamanında başka alternatif vuruşlara yönelseydi geçtiğimiz haftaki maç daha farklı olurdu.”

Soru: Peki Federer’den bundan sonra Slam kazanmasını bekliyor musunuz?

Cahit Yavuz: “Federer tekrar bir Grand Slam kazanır mı önemli bir konu. Bacak kasları değil, kol kaslarında olay. Belirli bir tonajda vurduktan sonra zorlaşıyor, aynı hassasiyette kullanamaz. Bana rekabetçi seviyede son yılı gibi geliyor. Bence çocukları için büyüsünler görsünler istedi. Vuruşlarını çeşitlendirmeye çalışırken güçlendirdi de. Çok takdire şayan bir şey. Toprak korttaki performansını çok merak ediyorum. Toprak yavaş aslında. Federer daha önce yavaş kortu sevmiyordu. Aslında yavaş kortta daha rahat pozisyon alabiliyor. Ona toprak daha iyi gelecekmiş gibi bir his var. Burada bir paradoks var. Federer, daha önce 3 veya 4 vuruşta puana giden bir adam. Nadal öyle değil. 5 vuruş üzerinde bitiriyor. Federer çok süratli olmadan çok güçlü bir oyun oynuyor. Fakat rakiplerinin hızına uyduramıyor.

Toprak ona zaman tanıyan bir şekil kazanabilir. Ben de bunun için heyecanlandım. Toprak sezonunda oynayacak olması akıllıca bir hamle gibi geldi. Bu seneki Wimbledon’ı kazanabilir. Djokovic’in daha büyük şansı var. Djokovic ne yiyecek ne içecek çok önem veriyor. Nadal’ın burnundan akan su, şakır şakır su akıyor. Onun kası çok fazla olduğu için buna ihtiyacı da var. Djokovic daha rahat hareket edebiliyor. Nadal çok iyi hareket ediyor değil. Şahane forehand vuruyor ancak bir tane forehand vuruyor topspin forehand, içten dışa forehandi en iyi vuran kişi. Artık o yeterli gelmiyor, çeşide ihtiyacı var.”

Soru: Grand Slamlerde alınan Tie Break kararını nasıl buluyorsunuz? Sizce maçların çok fazla uzamaması için doğru bir hamle mi?

Cahit Yavuz: “Ben dünya tenisinin statükocu bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Dünya tenisi, statükocu bir yapıda. Ama değiştirmek de kolay değil. Dünya tenisinde, eliminasyon sistemi 15 sene öncesine kadar iyi bir sistemdi. Ayni gün bir saat önce Nadal-Djokovic oynuyor. Ardından Federer-Murray oynuyor. Bu da doğru bir planlama değil. Federer buna çok güzel bir şey üretti. Hopman Cup çok iyi bir örnek. Yıllar öncesinin dinazor bakışlarıyla eliminasyon sisteminde gerçek şampiyonu bulamıyorsunuz. Laver Cup gibi gelişecek. Hatta Federer bunun ortağı. Dünya tenisi böyle turnuvalara evrilecek.

Neden Nadal’ı bu kadar tüketelim ki? Nadal, iki maç üç maç yapacak şampiyonluğu yakalayacak. Bu kadar hırpalandıktan sonra tenisin kalitesi düşüyor. Bu eliminasyon sistemi var, gereksiz bir sistem. Sporcuya zarar veriyor. Yayın gelirine zarar veriyor. Hopman Cup ve Laver Cup bugünkü Grand Slamlerden daha keyifli ve daha eğlenceli. Tükeniyor sporcular Grand Slamlerde. Grand Slamlerde bundan 25 sene öncesinde 2 tenisçi 3 tenisçi vardı. Şimdi ilk 20 birbirine çok yakın. 2. turda, 3. turda çok ciddi maçlar geliyor. Bu eliminasyon sistemi tenisçileri hırpalıyor. Sistem bir de televizyon yayınlarına ters. Ayni gün önemli maçların olması yayın olarak da şaşırtıyor. Günlük olarak odaklanmamız gerekir. Maalesef dünya tenisi bu anlamda yeni bir yarışma stili bulmak zorunda. Laver Cup’ta Federer ve Nadal yan yana oynadı. Grand Slamlerin 5 sette oynanması da mantıklı değil. 3 set olabilir. Tie Breakler 7’de bitmez 10’da bitebilir. Bundan 50 yıl önce dayanıklılık önemliydi. Tenis bir kralların savaşıydı. Maçı kazanan ganimetleri alıyordu. Buradan çıkmış bir kültürdür. Tükenme üzerine kurulu bir sistem. Tenisçiler de tükeniyorlar.”

Türk tenisinin bilinen simalarından biri olan Cahit Yavuz’a verdiği röportaj için teşekkür ediyoruz.

Gelişmelerden haberdar olmak için aşağıda yer alan butonlardan sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Facebook Twitter Instagram

Yorum yazarak fikrinizi belirtin!

Haber Bülteni
Hemen abone olarak son gelişmelerden haberdar olabilirsiniz!

Tenisten Her An Haberdar Olmak İçin 
Mail Listemize Katılın!
Mail listemize kaydolarak sitemizdeki
yeni içerikleri mail kutunuza alabilirsiniz!
ABONE OL
İstediğiniz zaman abonelikten ayrılabilirsiniz.
close-link
x